hayal etmesi bile guzel :) tik tik
1 Mart 2012 Perşembe
my dream fellowship / iste hayalimdeki burs
Traveling and writing in Singapore, Indonesia, Malaysia. What a dream :) click pls
hayal etmesi bile guzel :) tik tik
hayal etmesi bile guzel :) tik tik
4 Ocak 2012 Çarşamba
Boston'da bilim günü / a science day in Boston
Amerika gezisinin en eğlenceli günü eski bir dostla, Boston ve Cambridge'te geçti. Organik silindir Meksika çikolatası fabrikasından, nehir kenarındaki yürüyüşe, bilim müzesindeki canlı deneylerden, ahenkle süzülen kelebeklere her anı tavsiye edilesi bir günün kısa özetini yapacağım.
Güne tipik bir Amerikan lokantasında kocaman omletlerle başladık. Sonrasında TAZA çikolata fabrikasında bir tur atıp, geleneksel silindir Meksika çikolatalarının nasıl yapıldığını öğrendik, çeşit çeşit çikolata tattık, midemiz bayram etti. Tamamen organik malzemeden üretilen çikolataların içi alışageldik çikolatalarda olduğu gibi kremamsı değil, daha sert, daha yoğun. Tarçınlı, tuzlu bademli, biberli, acılı çeşitler favorim oldu. Zaten çikolatanın çok da tatlı olmaması gerektiğini düşünenlerdenim.
Boston Bilim Müzesi ise başka bir dünya! En sevdiğim şey, insanların çoluk çocuk toplanıp müzeye gelmeleri oldu. Çocuklara yönelik bölümler o kadar eğlenceli görünüyordu ki…. El kadar çocuklarını alıp hafta sonu AVM’lere tıkılan ve her köşe başına bir alış-veriş/ eğlence kulesi diken zihniyete duyurulur.
Fen bilimlerine olan ilgim ve bilgim sınırlı olduğundan, bilim müzesinde en sevdiğim bölüm Kelebek Bahçesi oldu. Rengarenk, çeşit çeşit kelebekler, oradan oraya uçarken izleyenlerin kendinden geçtiği bir deneyim. Bunun dışında bilim tarihi, elektrik dalgaları, dünyanın en büyük yıldırım makinesi, evet onlar da etkileyici tabii…
The most delightful day of my US trip was in Cambridge and Boston with a dear friend. Here is a summary of a full day in Mexican organic chocolate factory, in science museum with live experiments and butterflies flying around in harmony, a walk along the river. And I recommend every second of it.
The day started with omelets in an American diner. Then, we had a delightful tour in the TAZA chocolate factory, learning about the making of organic stone ground Mexican chocolate and tasting every kind of it. The taste is not creamy like as in regular chocolate, but stronger, you can feel the particles with bitter taste. My favorites are with salted almond, cinnamon, black pepper and chilies, as I do not like chocolate too sweet.
Güne tipik bir Amerikan lokantasında kocaman omletlerle başladık. Sonrasında TAZA çikolata fabrikasında bir tur atıp, geleneksel silindir Meksika çikolatalarının nasıl yapıldığını öğrendik, çeşit çeşit çikolata tattık, midemiz bayram etti. Tamamen organik malzemeden üretilen çikolataların içi alışageldik çikolatalarda olduğu gibi kremamsı değil, daha sert, daha yoğun. Tarçınlı, tuzlu bademli, biberli, acılı çeşitler favorim oldu. Zaten çikolatanın çok da tatlı olmaması gerektiğini düşünenlerdenim.
| kakao tohumlarını ezen makinelerden biri / one of the machines smashing the seeds |
Fen bilimlerine olan ilgim ve bilgim sınırlı olduğundan, bilim müzesinde en sevdiğim bölüm Kelebek Bahçesi oldu. Rengarenk, çeşit çeşit kelebekler, oradan oraya uçarken izleyenlerin kendinden geçtiği bir deneyim. Bunun dışında bilim tarihi, elektrik dalgaları, dünyanın en büyük yıldırım makinesi, evet onlar da etkileyici tabii…
| inanılmaz renkler / unbelievable colors |
| kelebekler hep ona kondu/ butterflies never left her |
| yapay yıldırım / artificial lightning |
The most delightful day of my US trip was in Cambridge and Boston with a dear friend. Here is a summary of a full day in Mexican organic chocolate factory, in science museum with live experiments and butterflies flying around in harmony, a walk along the river. And I recommend every second of it.
| Charles nehri kıyısında/ along Charles River |
The day started with omelets in an American diner. Then, we had a delightful tour in the TAZA chocolate factory, learning about the making of organic stone ground Mexican chocolate and tasting every kind of it. The taste is not creamy like as in regular chocolate, but stronger, you can feel the particles with bitter taste. My favorites are with salted almond, cinnamon, black pepper and chilies, as I do not like chocolate too sweet.
| lezzetli yoğun meksika çikolataları/ Mexican stone ground chocolate intense and delicious |
Boston Science Museum is another world! The thing I enjoyed most is seeing families with kids coming in to visit the museum. Children sections looked so much fun .. The area I enjoyed most was surely the Butterfly Garden with butterflies with millions of colors, flowing from one corner to another. What else, the history of science, electrical waves, artificial thunder machine, all impressive for sure..
| kanal kenarında biz Charles nehri / us along the canal, Charles River |
20 Kasım 2011 Pazar
Washington'daki Etiyopya / Ethiopia in D.C.
Kısa ama yoğun Amerika macerasının ilk durağı Washington D.C.’de yolum U Street çevresindeki “Küçük Etiyopya”’ya düştü. Meğerse, D.C., Amerika’da Etiyopyaların en yoğun yaşadığı şehirmis. Ayaküstü sohbetlerden ve okuduklarım öğrendiğim kadarıyla, Etiyopyalılar Amerika’ya 1970’lerde öğrenim ve çalışma amaçlı gelmeye başlamışlar. Zamanla D.C.’deki siyah Amerikalıların yerleşim bölgesi U Street/ 9. sokak bölgesi yükselen fiyatlardan dolayı boşalmaya başladıkça Etiyopyalılar buraya taşınmışlarr. Zamanında köleliğin kaldırılmasında rol oynamış, Duke Ellington’ın piyano çaldığı, sivil haklar için sokağa dökülmüş bu bölgeye Küçük Etiyopya denmesi herkesin hoşuna gitmiyormuş.Mış, miş, muş...
Öyle ya da böyle, Etiyopyalılar gittikçe büyüyen bir topluluk olarak şehirde kendilerini hissettiriyorlar. Taksi şoförlerinin neredeyse hepsi Etiyopyalı ve aralarında kendi dillerini konuşuyorlar. Etiyopyalı sanatçılar konser veriyor. Benim için en önemlisi, akşam Etiyopya yemekleri yeniyor.
Etiyopya mutfağında sebzeli, etli baharatlı ve bence Türk mutfağına yakın tatlar var. En önemli unsur “injera” denilen görüntüsü kepekli krep gibi (kepekli krep?) ekmek. Etler, tavuklar, sebzeler injera içinde ortaya geliyor. Ayrıca herkese yufka büyüklüğünde birer injera. Yemekler; çatal, kaşıksız ekmek yardımıyla elde yeniyor. U Street çevresinde seçenek çok. Ben oralı birinin tavsiyesiyle The Magjet’te yedim. Dekorasyon sade ve fiyatlar oldukça makuldü. 4 kişi 3 farklı yemek paylaşıp kişi başı bahşiş dahil 12 dolar ödedik.
| Three main courses in "injera", not too big but fulfilling / Üç ana yemek, porsiyonlar kocaman değil ama doyurucu |
Güneşli bir günde, Roosevelt, Lincoln, King bütün anıtlar arasında dolaştıktan sonra harcanan enerjileri geri almak için Etiyopya mutfağı ideal. Şehrin turistik, bürokratik havasının aksine U Street çevresi caz barları ve Etiyopya tatlarıyla bir maden. Bir dahaki D.C. yolculuğunda keşfedile…
| the political bike tour I took before dinner / yemekten önce politik bisiklet turu |
During my short but intense visit in the US, my first stop was D.C. where I had to chance to go “Little Ethiopia” around U Street. D.C is the city where a growing Ethiopian community is now concentrated. As I read and learnt through small talks, Ethiopians have been coming to US since 1970s with the purpose of education and work. In time, they moved to U Street/ 9th Street area because former Black American inhabitants were moving out due to rising prices. However, the term “Little Ethiopia” is not embraced by every one in the city considering that the history of the neighbourhood goes back to abolition of slavery, to civil rights movement, to Duke Ellington.
| Ethiopian taxi driver/ Etiyopyalı taksi şoförümüz |
One way or another, one can feel the presence of Ethiopians in D.C. Almost all taxi drivers are from Ethiopian origin, they still speak their own language amongst themselves. Musicians from Ethiopia are having concerts, people eat Ethiopian for dinner.
As I experienced, Ethiopian cuisine is with spicy meat and veggies. I found some flavours close to Turkish cuisine. The most important component is the special bread “injera”. It looks like French pancake, but a brown one. Beef, chicken, veggies; everything is served in injera. Plus, everyone gets one more injera as separate. No fork or knife; one eats by hand, grapping the food in a peace of bread.
There are many alternatives around U Street. A local person recommended me“the Magjet”. The ambiance was simple and the prices were reasonable. We, four people paid $12 (including the tip) per person for 3 main courses.
There are many alternatives around U Street. A local person recommended me“the Magjet”. The ambiance was simple and the prices were reasonable. We, four people paid $12 (including the tip) per person for 3 main courses.
| Pekçok Etiyopya restoranı sahipleri Madjet'te yerler!! Yersen :) |
The Ethiopian cuisine is ideal to get the energy back, after making a historical tour around Lincoln, King, Roosevelt’s and other monuments of the capital, preferably on a sunny day. As opposed touristic and at the same time bureaucratic atmosphere of the city, U Street with jazz bars and Ethiopian flavours is definitely the place to hang around. Hope to discover more next time…
28 Ekim 2011 Cuma
Van'a Saygıyla / Tribute to Van
Bu yazıyı çok önceden yazıp bir türlü yayınlayamıstım. Düşündüğüm başlık "Van'da 1 günüm olsaydı ve bir gün daha" olacakrtı ama deprem yüzünden güzel Van'da ne zaman bir günüm daha olacağını bilemiyorum.
Iran sınırındaki Van, Türkiye'nin en doğusundaki şehirlerden biri. Son dönemlerde, iş icabı yolumun sık düştüğü, ama iş yüzünden, çok gezemediğim bir şehir. Yine de son iki seferdir ocakbaşında yemeklerin -daha çok etlerin- tadına bakacak ve son seferde Akdamar Kilisesine gidecek vakit bulmayı başardım. Gezip, duyduklarımdan notlarım şöyle:
Van'da 1 günüm olsa,

I drafted this post long ago. The title was "if I had one day in Van and one more". Given the conditions and the long term impact of the earthquake, I am not sure when I will have one more day in beautiful Van.
Van is situated at the Eastern border of Turkey, neighboring Iran. I have been there several times in the last years for work and since I was there for work, I could see only one very little of what the city has to offer. Nevertheless, I had the change to taste “ocakbaşı” in the last two times and manages to visit Akdamar Island and Akdamar church last time. Considering how little I visited, here are my notes from what I have heard and seen:
If I had one day in Van,
Van'a yollanan yardımların dağıtımında sorunlar yaşandığını herkes biliyor. Benim gorustugum kisiler de onlara yardım ulasmadıgını soyledi.
Depremzedelere direkt YARDIM yollamak için ulasabileceginiz kisiler ve adresleri asagıdadır. Bu yolla gonderdigimiz yardımlarnı nereye gittigini takip edebiliriz!
Egitim-sen Agrı'dan her gun Ercis'in koylerine gidiyor. Sadullah Bey ise Van Merkez'den Ercis'teki koylere yardım goturuyor.
İletisim:
Selami Tanrıverdi
İsa Ağa Mahallesi
Afet Evleri Bölgesi No:4
Diyadin Ağrı
Tel: 05453522159
Sadullah Değeralp
Akköprü Mahallesi Saban Boysan Sokak no,:4
Van Merkez
Tel: 0506 7172855
Mehmet Mevlut Selcuk
Tek evler Mahallesi Kardelen Yemek Fabrikası Yanı
Teberer Sokak
Erçiş Van
Tel: 0505 3556111
Acil ihtiyaclar: ısıtıcı, uzatma kablosu, uyku tulumu
Yardımlarla ilgili SON DURUM
http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com/'dan takip edilebilir.
Iran sınırındaki Van, Türkiye'nin en doğusundaki şehirlerden biri. Son dönemlerde, iş icabı yolumun sık düştüğü, ama iş yüzünden, çok gezemediğim bir şehir. Yine de son iki seferdir ocakbaşında yemeklerin -daha çok etlerin- tadına bakacak ve son seferde Akdamar Kilisesine gidecek vakit bulmayı başardım. Gezip, duyduklarımdan notlarım şöyle:
Van'da 1 günüm olsa,
- Van Gölü’ndeki, Akdamar Adasını ve adanın üzerindeki Akdamar kilisesini ziyaret ederim, (Vanlılar bu uçsuz, bucaksız göle haklı olarak deniz diyor). Akdamar en az yarım gününüzü alıyor, güzel havada adada tüm gün geçirilebilir. Merkezden uzak, taksi pahalı oluyor ama Gevaş minibüsüyle 45 dakikada adaya giden teknelere ulaşabilirsiniz (5 TL). Akdamar Kilisesi, Ermenilerin en eski ve mimari açıdan en özel ibadet yerlerinden, 16. yüzyıldan beri adanın üzerinde yerleşim yok. Son 2 senedir, "özel izinle" yılda bir kere Eylül ayında kilisede ayin yapılıyor. Ayine, birkaç kuşak öncesinden Van’ın yerlisi olan Ermeni vatandaşları da katılıyor. (“Vanlı”lardan duyduğum kadarıyla, Ermeni mezarlarının bile içleri açıldığı düşünülürse, sınır kardeşliği için yapılacak daha çok iş var.)
| Akdamar kilisesi/ Akdamar church |
| adaya giden bot/ the boat to the island |
- Şehir merkezinde döneceksem ve enerjim kaldıysa kaleye çıkarım, son 1 senede surlar yenilenmiş, kalenin tepesindeki camii faaliyete geçmiş. (benim için bir dahaki sefere)
- Bir de et severler akşam ocakbaşına.. (Zaten şehrin vejetaryen seçenekler sunduğu pek söylenemez) Geçen sefer göl kenarındaki Merit Şahmaran Otel'deydik, bu sefer de merkezdeki Tamara'da ocakbaşına gittik. Grup olarak gezenler için ideal, hafta sonu fasıl çalıyor. Her masanın kendi ocağı olduğundan keyifli bir ortam ama et sevmeyen biri olarak ben biraz fiyatlı buldum.
1 günüm daha varsa ve aylardan Ağustos-Eylülse
- Erçek Gölü kıyındaki flamingoları izlemeye giderim. Göl, şehir merkezinden yaklaşık yarım saat uzaklıktaki Erçek Beldesine bağlı. Erçek Gölü yıl boyunca Iran ve Güney Afrika arasında uçan flamingoların doğal yaşam ve üreme alanı. Simdi okuduğuma göre, bazı koloniler yıl boyunca gölde kalıp nöbet tutuyor ve yeni gelenlere nerede durmaları gerektiğini hatırlatıyor. Fazla yaklaşmak mümkün olmadığı için dürbün ve büyük objektifler geziyi daha keyifli hala getirecektir. En komik manzaralardan biri, biz yaklaştıkça sürünün topluca sola kaymasıydı. Sonuç olarak kıyıya 50 metreden fazla yaklaşamadık. Not:. Bu yıl eylül ayında, Erçek Belediyesi göl kenarındaki ilk flamingo festivalini düzenlendi.
- Merkezdeki pasajları, kuyumcuları gezip güzel Ermeni işçiliği ürünü antikalara, o örneklerden yapılmış takılara göz atarım. (benim için bir dahaki sefere)
- Kedi sever biri olduğumdan, mutlaka Van kedisi mıncıklarım
| uzun bacaklar- yeşil mavi gözler / long legs - one green, one blue eye |
Van is situated at the Eastern border of Turkey, neighboring Iran. I have been there several times in the last years for work and since I was there for work, I could see only one very little of what the city has to offer. Nevertheless, I had the change to taste “ocakbaşı” in the last two times and manages to visit Akdamar Island and Akdamar church last time. Considering how little I visited, here are my notes from what I have heard and seen:
If I had one day in Van,
- I would visit the Akdamar Island and the Akdamar Church in the lake of Van. (Locals rightly call this endless lake as the sea).It would take half a day to get there and come back but one can easily spend the whole day in the island on sunny, warm days. As the place is outside the city center and the taxi may be expensive, I took the minibus to Gevaş (5 lira/ 3$ per person) to get where the boats leave for the island. It is a very old and special church for Armenians and Armenian architecture. There is no settlement in the island but the church since 16h century. The religious place was close for years. Only in the last two years, it was open for ceremony once a year in September with a “special permission”. At the time of the year, the city hosts Armenian citizens whose ancestors were locals of Van. It takes much more to celebrate Armenian heritage and build fraternity across the border, considering that even some Armenian cemeteries were dig out as I heard from the “locals”.
- If I were going back to center and had the energy, I would also go to the Castle. In the last year, the place has been renovated with a functioning mosque at the very top of it. (I am saving it for the last time)
- Ocakbaşı [barbecue] would be ideal dinner for meat lovers. Remind you, Van is not the most vegetarian friendly city in Turkey. Last time, we had eaten at Merit Şahmaran Hotel by the lake, this time we were in the center at Tamara Hotel. It is joyful way to eat in groups with music playing in weekends. Each table has its own barbecue. It is fun, albeit, I found, pricy. (Note that I am not fan of meat products).
If I had one more day and it is August-September;
- I would go to watch flamingos, by the lake of Erçek, half an hour ride from the city center. The lake is a natural settlement of these creatures moving between South African and Iran throughout the year. I have just read some colonies of flamingos stay in Erçek the whole year to watch the area and show others where to stop. It is not possible to get very close to them, so take binoculars with you and objectives to zoom in. The funniest thing was to watch how they all moved towards the left of the lake, as we were approaching, so we could only get around 50 meters near the shore. P.S: The first flamingo festival was organized in September 2011 by the municipality.
- Explore the jewellery shops and arcades in the center for antiques and jewellery modeled after Armenian crafts (also saved it for the last time).
- As a cat lover, I would find a cat of Van and play around with it.
Van'a yollanan yardımların dağıtımında sorunlar yaşandığını herkes biliyor. Benim gorustugum kisiler de onlara yardım ulasmadıgını soyledi.
Depremzedelere direkt YARDIM yollamak için ulasabileceginiz kisiler ve adresleri asagıdadır. Bu yolla gonderdigimiz yardımlarnı nereye gittigini takip edebiliriz!
Egitim-sen Agrı'dan her gun Ercis'in koylerine gidiyor. Sadullah Bey ise Van Merkez'den Ercis'teki koylere yardım goturuyor.
İletisim:
Selami Tanrıverdi
İsa Ağa Mahallesi
Afet Evleri Bölgesi No:4
Diyadin Ağrı
Tel: 05453522159
Sadullah Değeralp
Akköprü Mahallesi Saban Boysan Sokak no,:4
Van Merkez
Tel: 0506 7172855
Mehmet Mevlut Selcuk
Tek evler Mahallesi Kardelen Yemek Fabrikası Yanı
Teberer Sokak
Erçiş Van
Tel: 0505 3556111
Acil ihtiyaclar: ısıtıcı, uzatma kablosu, uyku tulumu
Yardımlarla ilgili SON DURUM
http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com/'dan takip edilebilir.
5 Ekim 2011 Çarşamba
Hamburg'ta en sevdiklerim / my Hamburg top 10
1. Gecesi ve gündüzüyle Alster ve şehir bisikletleri. Not: internetten üye olup 5 Euro kredi aldıktan sonra bisikletlerin her seferinde ilk 30 dakikalık kullanımı bedava bkz.
Alster by day and by night and stadtrat. P.S: you need to sign up online and buy 5 Euro credit, afterwards first 30 minutes ride is for free.
Alster by day and by night and stadtrat. P.S: you need to sign up online and buy 5 Euro credit, afterwards first 30 minutes ride is for free.
2. Ucuz ve leziz Asya yemekleri (özellikle BOK -evet isim biraz talihsiz- ve köşe başındaki Tay lokantası)
Cheap and tasty Asian food (especially BOK and Thai at the corner)
Cheap and tasty Asian food (especially BOK and Thai at the corner)
3. Güneşli bir haftasonu kanal kenarında brunch (bkz: anleger)
Brunch by the canal in a sunny weekend (see anleger)
4. Merkez istasyondaki Giovanni L. dondurma (bkz dondurma postu)
5. Birdland caz bar Brunch by the canal in a sunny weekend (see anleger)
4. Merkez istasyondaki Giovanni L. dondurma (bkz dondurma postu)
Birdland jazz club
| Vocal Session/ Vokal gecesi |
6. Tapas barlar (ör: Altona'daki Altamira), Portekiz restoranları (ör: Vasco da Gama)
Tapas bars (e.g: altamira in Altona) and Portegese restaurants(e.g. Vasco da Gama)
7. balkonlar
balconies
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)